Ocak – Temmuz 2018 tarihleri arasında Toronto’da iş bulmak için neler yaptım? Kurumlardan nasıl yardım aldım? ‘Networking’ gerçekten ne demek? Türkiye iş tecrübesi Kanada’da ne kadar geçerli? Kanada’da, Toronto’da iş arayanlara tavsiyelerim neler?

Kanada’ya göçmek isteyenlere, hikayemi takip edenlere tecrübelerimi aktarmaya çalışacağım. Buyurun.

Toronto

Önce Kısa Bir Özet

Hikayemi zaten yakinen biliyorsanız özeti atlayıp ‘Toronto’da iş nasıl bulunur?’ başlığından itibaren okuyabilirsiniz.

1993 yılında Kanada’ya üniversite eğitimim için gelip, okulumu bitirip, çift-vatandaşlık sahibi olup, Toronto’da film sektöründe çalışıp 2004 yılında Türkiye’ye ailemin yanına döndüm.

2004 – 2016 yılları arasında İstanbul’da harika bir yaşam sürüp, öz-kültürümü bir yetişkin olarak daha iyi kavrayıp, ailemin sevgisiyle yoğurulup, harika yeni dostluklar kazandım. Aynı zamanda Türkiye’nin en prestijli sanat/kültür kuruluşlarıyla çalışıp, uluslararası festivallerde önemli sorumluluklar üstlendim. 2014 yılında da evlendim.

2013 -2016 yılları arasında Türkiye’nin girdiği fark edilir sosyal, politik ve ekonomik değişime ayak uyduramayacağıma karar verip, eşimle Kanada’ya taşınıp, şansımızı orada denemenin en iyi seçenek olacağına kanaat getirdim.

2016’nın Ekim ayında, 12 yıl aradan sonra Türkiye’den Kanada’ya ikinci kere göç ettim. Kanada vatandaşı olduğum için, eşimi Kanada’ya getirebilmek için, önceden Kanada’ya gelip, mucizevi hızlı bir şekilde iş bulup, ev kurup, eşimin göçmenlik işlemlerine harika göçmenlik danışmanımız Ayşe Pasinli’nin yardımıyla başvurdum.

Ben Kanada’ya yeniden adapte olaya çalışırken, İstanbul’da bombalar patlamaya devam etti. Her ikimizin de içinde olduğu farklı ama stresli ortamlarda moralimizi yüksek tutmaya çalışırken, eşimle uzak mesafe ilişkimizi devam ettiremedik.

2017 Noel’inde Toronto’daki hukuk firmasındaki işimden ayrıldım. 2018 Ocak ayında İstanbul’a gelip ailemi ve sevdiklerimi, sonra Avrupa’da şansını deneyen bir kaç arkadaşımı ziyaret edip, Şubat ayında tek başıma Kosta Rika’da bir ay seyahat ettim. Toronto’ya dönüp ‘hadi Bismillah.. yeniden iş arayım’ derken annemle Japonya-Kore turuna gitme şansım oldu. Bir daha ne zaman kısmet olur dedim ve harika bir seyahatimi daha sizlerle paylaştım.

Dizilerde yeni bölümlerin başında olur ya, ‘Previously on Homeland….’ der ve önceki bölümlerin önemli hikaye dönüm noktalarını peş peşe montajlarlar, umarım özetimi o tatta okudunuz. Bahsettiğim dönüm noktalarında yazdığım makalelerin tümünü okumak isterseniz linkleri özetlere ekledim, tıklayın oradasınız.

Toronto’da İş Nasıl Bulunur?    

Kanada’da CV’ye ‘Resume’ diyorlar. Tam yazıldığı gibi okunuyor. Re-sü- sonunda da-meeee diyorsunuz. Türkiye’de çalıştığımda iş işi getirir mantığıyla yol kat ettiğim için, 12 yılda bekli 1, belki 2 CV yapmıştım. Festivalde 6 yıl üst üste çalıştım, Borusan Filarmoniyle de öyle, diğer işler de kulaktan kulağa gelmişti.

Ekim 2016’da Toronto’ya taşındığımda acele bir CV yapmış, Kanadalı bir kaç arkadaşımın kerhen onayını alıp, hukuk firmasındaki iş görüşmesine gidince yanımda götürmüştüm. O işe de hemen alınınca bir daha CV ya da Resume yapmamıştım.

Şimdi acilen bir resume yapıp, iş nasıl aranır öğrenip, resumelerimi göndermem gerekiyordu. Tabii ki ilk tepkim her mantıklı insan gibi panik olup, depresyona girmek oldu. Nasıl yapacağım ? Ne yazacağım? Sadece dramatik ya da melodramatik biri olduğumdan değil, gerçekten kariyerim her ne kadar beni çok tatmin etmiş olsa da, o kadar iyi bir kariyerim olmadığını da biliyorum. Hiç bir yerde sebat edip yükselmedim. Daha çok para ya da statü kazanmak için stratejik olamadım. Çevremi iyi değerlendirip, kendimi iyi pazarlayıp, arada bir zorlanıp sonraki adımlarıma konsantre olmadım. Yaptığım işleri çok iyi ve profesyonelce yerine getirdim ama hiç bir zaman kısa ya da uzun dönem kariyer planım olmadı. İşlerdeki ‘etik’ yapı ve çalışma arkadaşlıkları seçimlerimi etkiledi. Romantik ve idealist kararlar verdim. Bu seçimler de CVimde işler arası boşluklara neden oldu. Kariyerin beni tanımlamasını yersiz bulduğum için ve hayatımı başka renklerle şenlendirebildiğim için fazla endişelenmedim

Mamafih Toronto’da işsiz ve tek başıma bu düşüncelerle yüzleşince yardıma ihtiyacım olduğunu fark ettim.

Toronto’da İş Bulmanıza Yardım Eden Kuruluşlar

Araştırmaya başladığımda Toronto’da özellikle Kanada’ya yeni göçen insanlara yardım eden pek çok ücretsiz destek kurumu olduğunu fark ettim. Kanada vatandaşı olduğum için bir çoğundan yararlanamıyordum. Sonra www.woodgreen.org ile bağlantıya geçtim. Onlar hem iş arayan göçmenlere hem de Kanada vatandaşlarına yardımcı oluyorlardı. Websitelerindeki ‘info’ emailine resume hazırlamak ve iş aramak konusunda yardıma ihtiyaç duyduğumu yazdım. 1-2- gün içinde geri dönüp bir iş bulma danışmanıyla (employment advisor) randevu ayarladılar. Bu arada ilginç bir dip not vardı emaillerinde, ofislerinin ‘parfümsüz’ (scent –free) olduğunun altını çiziyorlardı. Bir çok ofiste var artık bu. İnsanlar ağır parfüm kokularına alerjik olduklarından etraflarındaki kişilerin parfümsüz olmasını istiyorlar. Türkiye’de hiç duymamıştım. Siz de ilginç bulursunuz belki diye yazmak istedim.

Hemen beni peş peşe dört kursa (workshop) yazdılar. Resume hazırlama, ‘cover letter’ yazma (resumeye ek, ön sayfa tanıtım mektubu iş başvurularının çok önemli bir parçası burada), iş arama, ‘networking’ (Türkçe de aynı ifadeyi kullanıyoruz galiba, sosyal ağ kurarak iş arama), ‘informational interview’ (bilgi almak amaçlı görüşme) ve iş mülakatına hazırlanmak. Her biri 1 ila 5 gün arası süren, her gün sabah 9 aksam 4 arası, bir sınıfta, yaklaşık 10 kişilik guruplarla yapılan bu ücretsiz kurslara katıldım. Sınıfta, 6 gün önce Nijerya’dan kaçıp, ailesiyle Kanada’ya sığınan bir kadın da vardı, 60 yaşında ,doğma büyüme ve beyaz Kanadalı bir adam da vardı.

Yaklaşık bir ay boyunca her gün bu kurslara gittim.

İş arama ve işe başvurma konularında kendini eksik hisseden tek insan olmadığımı görmek çok rahatlatıcı oldu. Bir de okula gider gibi, işe gider gibi her gün beni evden çıkartan bir rutine girmek psikolojik olarak işime yaradı. Her gün yapmamız gereken ödevler vardı. Her ödev bizi öğrenmek istediğimiz konulara biraz daha hazırlıyordu. Şu anda Kanadalı insan kaynakları departmanlarının ve uzmanlarının tercih ettiği standartlar ve dilde (İngilizceyi kastetmiyorum, resume üzerinde kendini doğru ifadelerle satma sanatı) resume yazmayı ve ‘cover letter’ yazmayı öğrendim.

Network konusunda yıllardır bağlantı kurmadığım Kanadalı eski tanıdıklarımla nasıl tekrar bağlantı kurarım? Kibarca ve fazla vakitlerini almadan onlara ne yaptığımı ve ne yapmak istediğimi nasıl anlatıp, akıllarına tatlı bir kurt düşürebilirim, tekniklerini öğrendim. ‘Köprüleri Yakma’ başlığı altında biraz daha bahsedeceğim bundan.

Son olarak hocanın bilgilendirmesi ve yönlendirmesi doğrultusunda, sınıftaki arkadaşlarla birbirimize sorular sorup, çakma mülakatlardan geçtik. İşte o mülakat provaları sırasında ne kadar harika bir enerji ile başlayıp, kısa sürede kendimi nasıl sabote ettiğimi fark ettim.

Çakma mülakatlarda ‘Çalışma arkadaşlarınızla bir sorun yaşadığınızda nasıl çözümlediniz? Kariyerinizden örnekler veriniz!’ gibi sorular gelince öyle bir çuvalladım ki, Müslüm Baba dinleyip, kollarıma faça atmaktan başka çarem yok hissiyle depresyonuma geri döndüm.

Köprüleri Yakma

Bu arada networking çalışmalarıma başlayamadım bile. Onu da doğru yapmak için o kadar ödev verdiler ki, kendi kendime arabesk takılmakla meşgul olduğum için eskiden tanıdığım insanları arayıp, onlarla hoş sohbet edip, akıllarına düşme pratiğini başlatamadım bile.

İşte o sıralarda size de yazamadım zaten.

Kendimi iyi hissetmediğimde başkalarına da yararım dokunmaz mantığıyla tamamen içime kapanıyorum. Ne yanlış bir tutum! Anlatıyorum, ben yaptım, siz yapmayın diye. Tanıdıklarınıza, ne kadar az tanıyor olsanız bile, ‘yahu şu konularda biraz zorlanıyorum, acaba senin bildiğin bir şey var mıdır?’ diye sormak, yardım istemek dünyanın en doğal ve sağlıklı davranışı. Gurur mudur? Mükemmeliyetçilik midir? Bilmiyorum, büyük ihtimalle her ikisi birden, yapamadım. Benden haber bekleyen, arayan soran insanlara bile geri dönemedim.

Halbuki bir önceki işimi tam bu tür bağlantılarımı devam ettirerek bulmuştum. Eski avukatımla bağlantıda kalmasaydım, ona daha önce bir ayağı İstanbul’da olan uluslararası bir vakada yardımcı olmasaydım, hayatta öyle bir fırsatı değerlendiremezdim. Sanki o işi yapan kişi, o seyahatlere tek başına çıkan maceraperest, onları ballandıra ballandıra anlatan cimcime ben değilmişim gibi tamamen kabuğuma çekilip, ne bana iş veren avukatla, ne tanıdığım, tanıştığım onlarca kişiyle, ne Türkiye’de benden haber bekleyen sevenlerimle görüşemedim. ‘Bir İleri, Üç Geri’ kendi kendimi içinden çıkamadığım bir kısırdöngüye soktum.

İstediğim İşi Buldum, Koparttım, Aldım

Öf be Petek, amma negatif şey yazdın’ diyorsunuz şimdi. Duyuyorum. Ama zorluklarımızı da yazmalıyız, paylaşmalıyız, okumalıyız. Sosyal medyada yeterince filtreden geçmiş, ideal ve kolay görünen hikaye var. Onlara bakıp ‘neden ben yapamıyorum?’ diye kendimize yükleniyoruz. Halbuki belki de edinilen hiç bir şey o kadar kolay ve o kadar mükemmel değil.

Bazılarınız Kanada’ya gitsem nasıl iş bulurum diye düşünüyorsunuz. Ben de tecrübelerimle size daha gerçekçi bir resim çizmek istiyorum.

Sonuç olarak, online başvurduğum ve tanıdığım olmayan hiç bir iş yerinden geri dönüş almadım.

Ve fakat, artık tüm kaynaklardan iş ilanlarına bakmayı öğrendiğim için, eskiden çalıştığım bir film okulunun paylaştığı bir iş ilanını gördüm. Hemen eskiden orada birlikte çalıştığım arkadaşıma gönderdim. Başvurayım mı sence diye fikrini sordum. O da acayip gaz verdi. ‘Evet, baş vuruyorsun, ve o işi kapıyorsun’ dedi.

Kurslarına gidip öğrendiğim tüm CV yazma, cover letter yazma bilgilerimi devreye soktum. Yardım aldığım kuruluşlara resumemi götürüp, bir de onların bakmalarını istedim. Tüm düzeltmelerini dikkate aldım. Resumemi ve cover letter’ımı gönderdim. Beni hatırladılar ve mülakata çağırdılar. Hemen arkadaşlarımdan beni çakma mülakata tabi tutmalarını rica ettim. Yüzlerce kognitif mülakat sorusu okuyup, cevaplarımı yazdım. Arkadaşlarım beni hiç acımadan sorguladılar. Hala bazı sorularda takılıyordum. Yanıtlarımı yüksek sesle okuyup telefonuma kaydettim. Mülakata giderken yolda kendi sesimi ve yanıtlarımı tekrar tekrar dinledim. Hani ‘Dirty Dancing’ filminde, Baby karakteri kürtaj olan dansçı kadının yerine Patrick Swayze ile bir performansa gidecektir ya. Onun dansa hazırlanma montaj sekansı vardır. Bir köprünün üzerinden dans adımlarıyla geçmeye çalışır. Bir türlü olmaz. Yeniden yeniden yeniden yeniden her yanlış adımdan sonra başa dönerek yeniden çalışır. Ona benzer bir hırs ve istekle hazırlandım bu iş mülakatına arkadaşlar.

Birinci mülakatı geçtim. İkincisine çağırdılar. İkincisini de geçtim. 14 yıl önce yaptığım işin bir üst pozisyonuna beni kabul ettiler. Türkiye’de severek, gururla ve başarıyla yaptığım tüm işlerin bu yapacağım işe ne kadar benzer olduğuna, tecrübelerimin, becerilerimin ve değerlerimin nasıl işe yarayacağına onları ikna ettim. İşi aldım! Üstelik son işimden %25 maaş artışı ile!

Çok mesudum! Ama farkındayım ki eğer beni önceden tanımasalardı, daha önce üç yıl üst üste aynı şirkette o işi yaptığımı bilmeselerdi, mülakata bile çağrılmazdım. Yani benim gibi kariyerini dikkatlice planlamamış, romantik bir çalışansanız, Türkiye’deki sanat/kültür/prodüksiyon işlerinden gelip Toronto’da istediğiniz seviyeden iş bulmanız biraz zor olabilir. O yüzden size şu tavsiyeleri verebilirim:

Gülümse, göz kontağı kur

Girişken Ol

İnsanlarla göz göze gelmeye çalış. Gülümse. Havadan sudan konuş. Çekingen biri olduğum için bunları rahatça yapamıyorum. Kendime hatırlatmam ve kendimi teşvik etmem gerekiyor. Bazen günlerce kimseyle konuşmadığım oluyordu. Evde talk Show izleyerek insanlarla konuşma ihtiyacımı gideriyordum. Ben kimseyle konuşamıyorum bari konuşan başka insanları dinleyim. Evet gurbette böyle zamanlar oluyor. Kendinizi dışarıya, başka insanlara itmeniz gerekiyor. İnsanlar kökeninde çok iyi ve ilgili burada. Eğer girişken olup muhabbete girebilirseniz, bakkalda selamlaştığınız birinden bile iş bulabilirsiniz.

Gönüllü Olarak Çalış

Toronto’daki pek çok yaz aktivitesinde gönüllü olarak çalışabilirsiniz. Şartları çok makul. Yarım gün, tam gün, 1 gün, 2 gün. Sizi sömürmek üzerine kurulu bir düzen değil. Tanıştığınız kişiler, yaptığınız işler, paralı iş bulmak için müthiş kaynaklar. Mayıs sonunda Doors Open Toronto günlerinde bir post-prodüksiyon şirketinde gönüllü olarak çalıştım. Eskiden bildiğim bir yerdi. Çok iyi hissettim kendimi. Çalışma ve organizasyon kapasite farkımı herkes fark etti. İlham veren kişilerle tanıştım. Hatta biriyle yarın buluşuyoruz. O da Yeni Zelenda’dan Kanada’ya göçen genç bir kız. Yeni iş bulmuş. Yarın hikayelerimizi güncelleyeceğiz ve birbirimize başka nasıl destek oluruz, göreceğiz.

Sosyalleş

Swing dans kursuna gittim. Adımları bir türlü öğrenemesem de müziği çok sevdiğim için haftada bir Pazartesi akşamları, bir lisenin spor salonunda 20 kişilik bir gruba katıldım. Arkadaşlar edindim. Şimdi bazılarıyla buluşup dans etmeye gidiyoruz.  Bir kere yaşlılar evi yakınındaki bir dans gecesine gittik, bütün gece 70 yaş üstü amcalarla dans edip, ayaklarına bastım. Çok mutlulardı. Hiç biri kalp krizi geçirmedi ve ben de çok eğlendim. Geçen hafta birlikte dansa gittiğimiz yeni arkadaşımla ilgili de çok heyecanlıyım. Gerçek ve uzun bir dostluk olabilir gibi geliyor bana. Hadi hayırlısı.

DeeDee and The Dirty Martinis iyi dans ettirdi bizi

Yardım İste

Kendini kötü, yetersiz hissettiğinde ulaşabileceğin kim varsa yardım iste. Umurla problemlerimizi başladığında, geçen yıl bu zamanlarda, aynı iş arama konusunda yardıma ihtiyacım olduğunu fark ettiğimde yaptığım gibi psikolojik yardıma ihtiyacım olduğunu fark ettim ve karşılayabileceğim bir fiyata terapi buldum. Hala gidiyorum. Kişisel gelişimime çok yardımcı oluyor. 43 yaşında kendimi yeniden keşfediyor ve tanımlıyorum. Ne büyük bir şans ve imkan bu! Sonraki yazılarımda bu konulara değineceğim. Bilin ki her zaman her yerde yardım bulabiliriz. Sadece ihtiyacımız olduğunu anlayıp, yardım almak istememiz gerekiyor. Gerisi çorap söküğü gibi geliyor.

Bu defalık bu kadar olsun diyelim.

Daha anlatacak çok şeyim var. Daha düzenli yazmaya çalışacağım.

Live Love Thank. Yaşa Sev Şükret. Çünkü biri olmadan diğerleri olamıyor.

Sizlerle bir kere daha bu felsefemi, tüm inancımla paylaşabildiğim için çok mutluyum. Gerçekten hepsi bundan ibaret. Pek çok kere tekrarladığımız, inandığımız doğrularımızı bile unutmamız, korkularımızın endişelerimizin altında kaybolmamız çok kolay. Birbirimize destek olalım. Zor ama mümkün olan hikayelerimizi paylaşalım. Bilelim ki yalnız değiliz. Yaşadıklarımız sadece bizim başımıza gelmiyor.

Sizden ricam, lütfen, okuyorsanız ses verin. Yorum yazın, like edin, paylaşın. Maalesef artık LiveLoveThank projesinde teknik destek alamadığım için herşeyi benim yapmam gerekiyor. Sosyal medya paylaşımlarımda çok geride kaldım biliyorum ama yetişemiyorum. En azından okuduğunuzu bilmek, ne düşündüğünüzü, ne hissettiğinizi öğrenmek beni çok mutlu ve motive ediyor. Burası, LiveLoveThank, hepimizin cemiyeti. Bilmek, paylaşmak, destek olmak, el ele, kalp kalbe.. Sevgiyle…

Radiohead konserinden ilham veren bir görsel